3/6/2007 ·



   “Birleşin-birleşim” meydanlar bu seslerle yankılandı.

Birleşin-birleşim…

   Neye karşı? Var olan AKP hükümetine, yeniden seçilme olasılığına ve mevcut rejimin tehlikeye girmesine karşı, mevcut rejimi(cumhuriyet) ve kazanımlarını korumak, tam bağımsız bir ülke olmak için birleşin-birleşim.

   Çok güzel; fakat neyi, neyle birleştireceğiz?

   Cumhuriyete numara veren Özal’ın  Mumcu’ lu ANAP’ ıyla PKK düz ovada siyaset yapsın diyen Ağar’ lı DYP’yi mi birleştirelim?

   Atatürk mirasını kullanarak Atatürkçüyüm diyemeyen, yasa değişikliğiyle Rte’ yi milletvekili ve başbakan yapan Baykal’ lı CHP’yi,  ilerde türbanla üniversiteye girilebilir diyen Sezer’ li DSP’yle mi? Zenginliğinin kaynağını açıklayamayan Genç Parti’yle mi?

   Ya da 1989 ve 1991’de Apo’ nun sofrasında beslenen düne kadar federasyoncu olup bugün ulusalcı maske takan İP’ le mi?

   Veya AKP köşeye her sıkıştığında gündemi değiştirerek AKP’yi rahatlatan, geçmişte gereksiz yere koalisyon hükümetini bozarak ülkeyi ekonomik krize sürükleyen MHP’li Bahçeli’yle mi bu birleşimleri-birleştirmeleri yapacağız?

   Değerli okurlarım, sevgili halkım kanmayın bu oyunlara Sevr’in dayatması olan AB (Avrupa Birliği)’ye bu dayatmalarla girmeyi kabul eden ve parti programlarında bu dayatmalara karşı: ‘‘AB’ye girmeyeceğiz çünkü; bu, ulusal bağımsızlığımızı elimizden alacak Sevr’ den başka bir şey değil’’ diyemeyen, çözüm üretmeyen  partiler birleşse de birleşmese de ne oldukları artık bellidir. Esen rüzgara göre yön değiştiren bu anlayışa kanmayın!

   Oysa meydanları dolduran halk ‘birleşin-birleşim’ derken tam bağımsız Türkiye için, Cumhuriyet ve kazanımları için Atatürkçü düşünce evreninde birleşmeyi kastediyordu. Meydanlardan gelen bu sesi duymamak, görmemek ve anlamamak bu toprağa ihanettir.

   Birleşim olsun ya da olmasın önemle durulması gereken nokta: Hangi parti AB’den, ABD’den bağımsız olarak Türkiye’yi Türkiye’den yönetmek istiyor, ona bakın ve bunu yaparken parti programlarını inceleyin. Liderleri ve kadrolarını inceleyin; para karşılığında transfer olan milletvekili değil içimizden halkın göğsünden çıkan vekilleri, vekil adaylarını seçin. Atanmış ya da transfer olmuş vekiller yarın daha büyük ücretler karşılığında TBMM’de Türkiye’ye ve Türk Ulusuna karşı birilerinin avukatlığını yapmaya devam edeceklerdir.

   Değerli okuyucularım, pek değerli milletim bu seçimler artık “ya istiklal ya ölüm” ün eşiğinde olduğumuz anın bir önceki adımıdır. Ulusal varlığımızı ya da yokluğumuzu belirleyecek olan oylarınızı kullanırken lütfen geçmişi unutmayın! Aksi halde değişmeyen zihniyetlerle bu ülke yönetilmeye devam edecek ve bir gelecekten söz etmek çok zor olacaktır.

   Seçim hakkınızı kullanırken üç nokta da önemle durunuz:

1)      Hangi partinin programında, AB-ABD vb. dayatmalara karşı çıkılıyor ve çözüm üretiliyor? Bu dayatmalara boyun eğen partiler biliniz ki Türkiye’nin değil dışarının partileridir. Çünkü bu dayatmalar AB-ABD vb. bizim ulusal varlığımızı yok etmeye yönelmiş eylemlerdir. Bunu destekleyen ya da buna hizmet eden partilere ne olursan olsun oy vermeyiniz.

2)      Partileri, liderleri ve kadrolarıyla değerlendirin. Hangi partinin liderleri, adayları yolsuzluğa karışmamış, para karşılılığı transfer olmamış araştırın.

3)      Siyaseti tıkayan çözüm üretmeyen parti ve liderler yerine siyaseti açan çözümcü parti ve liderlere yönelin.

   Unutmayınız ki, bir kişi söze dökülen düşünce ve bu düşüncelere orantılı davranışlarıyla vardır. Söylemleri ve davranışları tutarsız olan kişilere ve partilere inanmayın. Bunun için geçmişe, geçmişte kimin ne söylediğine ve ne yaptığına(yapmadığına); davranış ve sözlerinde ne kadar tutarlı ya da tutarsız olduğuna mutlaka bakın.

   En önemlisi Türkiye’yi Türkiye’den yönetmek isteyen, halkına yalan söylemeyen Türkiye sevdalısı, Atatürk değerlerine sahip çıkan tam bağımsızlıkçı lider ya da partilere şans verin.

   Unutmayın ki farklı, kötü malzemelerden iyi bir yapı ortaya çıkmaz. Birleşilsin ya da  birleşilmesin malzeme kötüyse yapı da kötü olacaktır.

İki yanlıştan bir doğru çıkmaz…

Pek değerli milletime saygılarımla.

 

Makale: Muharrem Metin KORKMAZ

 




 

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

:: Sonraki »