10/4/2008 ·

Seçimler bize şunu gösterdi: Siyasal tercihler yapılırken ülke gerçekleri, toplumsal koşullar ve dünya üzerinde bulunan ülkeler arasındaki varlığımız düşünülmeden, sadece sermaye ve bab-ı ali basının yanlı yönlendirmeleri sonucu mevcut iktidar tekrar görevine devam edecek , hatta büyük bir oy çoğunluğuyla yoluna devam edecektir. Sözde demokrasi - çağdaşlaşma vb. demagojileriyle...
Oysa, bizim ülkemiz ne kadar da iyi bir duruma gelmiş de bizim haberimiz yokmuş !
Anası ağlayan çiftçimiz, sendika hakkı bulunmayan, köleleştirilen işçilerimiz, her gün bir yenisi kepenk kapatılarak çoğalan işsiz esnafımız, binlerce kalifiye işsizlerimiz meğer ne kadar memnunlarmış!
Ülkemiz o kadar refaha ermiş ki artık aydınlarımız halktan çok uzakta Reyna' larda barlarda, kitaplarına konu arar olmuşlar.
İhracatımızın hızla arttığını söylerken ithalat verilerimizi söylemeye çekinen ve üretime yönelik hammadde ithalatı yerine tüketime yönelik ithalatımızın patlaması meğer ne kadar güzelmiş!
Hızla IMF' den AB ve ABD 'den alınan yüksek faizli kredilerle istihdam yerine duble (iki katlı) yollara gömülen paralar ve artan borçlanmayla buna mukabil spekülatif borsa rakamlarıyla büyüdüğümüzü söyleyenler meğer ne kadar haklılarmış ki halk takdir edip oy verdi!
Kar eden tek istihdam kaynaklarımız KİT' ler neredeyse üste para verilerek peşkeş çekildi ve devleti hızla vatandaşsız, vatandaşı da devletsiz bırakmaya çalışanlar meğer ne kadar iyi etmişler de ülkemiz ilerlemiş!
Sağlık hizmetlerinde sıra beklemediklerini söyleyen vatandaşımız bilmiyor ki parası olmayan ya da sigortası olmayan vatandaşlarımız hastane odalarında mahpus yatırılıyor.
Devlet vatandaşlarına karşı sorumludur, bu sorumluluklardan bazıları şunlardır: Vatandaşlarına sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, barınma, işsizlik sigortası ve istihdam yaratmak.
Bugün ülkesini pazarlamakla gurur duyanlar yedi yıldızlı otellerde tatil yaparken kul hakkı yemekten pek bir hoşnutlar. Vergilerin dörtte üçünün kayıt dışı olduğu bir ülkede, kimilerinin (başbakan) öğrenci olan oğulları trilyonluk gemi alırken halk kazanamadığı paranın vergisini ödüyor.
Halk iradesinin demokrasi olduğunu söyleyip halkın demokratik haklarına tecavüz ederek aynı zamanda demokrasiyi amaç olmaktan çıkarıp araç edinerek otobüs yapanlar, demokrasiyi kullanarak demokrasiyi yok etmek isteyenlere destek veren halkımız meğer ne kadar memnunlarmış sömürge olmaktan.
Terörist başına sayın diyen, mehmetçiğimize kelle diyen aynı zamanda da El Kadı dahil terörist başlarını arkadaşı ilan edip terörist başlarına kefil olan başbakanımız ne kadar iyi etmişte halkımız oy vermiş!
Şehitlerimize akan göz yaşlarının seli yetmemiş ama terörizmi=PKK' yı destekleyen hatta yargılanması sonucu suçlu bulunup ceza çekenler ne kadar iyi etmişler de millet vekili seçmişiz!
Tabi ki demokrasilerde halk iradesi önemlidir ve bu irade siyasal iktidara etkendir. Ancak bab-ı gerçekleri halktan saklarsa ve bu halk bu yanlışa ortak olur ya da ortak edilirse çoğunluğun desteğini alarak iktidar olmak yanlışı doğru yapmaz. ali basını dediğimiz satılmış basın ve buna destek olan sermaye grupları
"Arkadaşlar, yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılaplar için nur ve münevverin yoluna gideceğiz; hedef ve hünerimiz cahil kitleyi de nurlandırarak yolumuzda yürümek ve onu selamete çıkarmaktır. Cumhuriyetimizi, muasır medeniyet seviyesine ulaşmak isteğimizi köstekleyecek herhangi bir referanduma gitmek, yalnız cehalet değil, hıyanet olur. Yüzde sekseni ümmî (kör cahil) bırakılmış bir memlekette inkılaplar plebisitle(halk oylaması) olmaz!" (Atatürk 11 Nisan 1934 İzmir)
AKP ve öncesindeki aynı zihniyete sahip iktidarlar Türkiye' yi şunun bunun oyuncağı yapmaktan ileri götürememiş ve şamar oğlanına döndürmüşlerdir.
Sermaye gruplarının istediği kartelleri, imtiyazları oluşturarak ve bab-ı ali basını dediğimiz iş birlikçi basını da yanına alarak başka bir deyişle parayı vererek düdüğü çalmışlar.
Pek tabi ki: “ Bir insan, belki kendi arzusu ile şahsî hürriyetini yok etmek ister; fakat bu teşebbüs koca bir milletin hayatına ve hürriyetine zarar verecekse, muazzam ve şerefle dolu bir millet hayatı, bu yüzden sönecekse ve o milletin çocukları ve torunları bu yüzden yok olacaksa bu teşebbüsler hiçbir vakit meşru ve kabule değer olamaz. Ve hele böyle bir hareket hiçbir vakit hürriyet namına müsamaha ile telâkki edilemez." (ATATÜRK 1923)
Makale: Muharrem Metin KORKMAZ
Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır